HASANBOĞULDU :

 

Yörük kızı Emine ve obada yaşayan Hasan Edremit pazarında birbirilerini görürler ve ilk bakışta aşık olurlar.
Yüreklerine kor düşer, yanar tabir yerindeyse.

 

Ancak töre bu iki gencin tutkulu aşkına izin veremedi. Eminesine kavuşmak için şartları vardı oba düzenin.
Pazardan alınan kırk okka tuzu omuzlarında taşıyacaktı Hasan obaya kadar. Yüklendi omuzlarına kırk okka
 tuzu Hasan yanında Emine ile, Kazdağını dik yamaçlarından, dikenli patikalarından  tuttu obanın yolunu.

Sıcaktan dolayı Hasan terleyince ağırlaşan  tuz omuzlarını yaktı. Direndikçe gücü azalıyordu Hasan’ın.
Ezildi, acıyla büküldü dizleri, yığıldı kaldı Hasan. Yalvardı Emine’ye “töreyi unutalım, kalbimizin sesine uyalım,
birlikte başka diyarlara kaçalım” dedi. Beni burada yalnız bırakma, ben artık köyüme dönemem diye haykırdı.

Emine’nin katı yüreği duymadı, dinlemedi  Hasan’ı. Obanın düzenine uymalıydı. Çuvalı sırtladı güçlü kollarıyla,
tuttu obanın yolunu,  kalmış Hasan’ın çığlıklarına aldırmadan. Gözü görmedi, kulağı duymadı gökbüvet’in azgın
suları nasıl acımasız yuttuğunu O’nu.

 

Obaya vardığında pişman oldu Emine. Gece gözüne uyku girmedi, zor etti sabahı. Gün ağırdığında koştu büvetin
başına, ama bulamadı Hasan’ı bıraktığı yerde. Korku girdi içine, çılgına döndü Emine. Günlerce aradı aradı
ama bulamadı Hasan’ı. Dere boyunca Hasan’ın kendisini çağıran çığlığını duydu.

 

Deli gibi bir sağa bir sola koştururken Emine, Hasan’ın çevresini buldu, suların içinde. Sonunda anladı O’nun nereye
gittiğini. Yüreği dayanamadı bu acıya, astı kendini çınarın dalına zavallı Emine ağıtlar yakarak.

Uzaklardan sesin aldım

Çevreni derede buldum

Nereye gittiğini bildim

Hasan’ım

Ardından geldim.